PKK’daki MİT’çiler deşifre oldu

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MİT mensuplarının terörle işbirliği yaptığı suçlamasının yorum hatasından kaynaklandığını söyledi. Bozdağ, “PKK’nın içindeki MİT’çiler deşifre oldu” dedi 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MİT mensuplarının ifadeye çağrılması ve soruşturmayı yürüten savcının görevden el çektirilmesiyle ilgili ‘Burada öyle gözüküyor ki yorum farkından, yanlış yorumdan kaynaklanan sonuçlar ortaya çıkıyor. Terörün içine sızmış kişileri terörle işbirliği yapmış olarak görmek kadar bir büyük yorum hatası olamaz’ dedi.

Bozdağ, Kanal 7′de yayımlanan Başkent Kulisi programında, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bazı MİT mensuplarının KCK soruşturması kapsamında ifadeye çağrılmasıyla ilgili soruları yanıtladı.

‘Yargı-Emniyet-MİT arasında bir güç savaşı mı yaşanıyor? Olup biteni Hükümet olarak nasıl teşhis ettiniz?’ sorusu üzerine, bu süreçte Bakanlar Kurulu toplanmadığı için toplu ve detaylı bir değerlendirme yapılmadığını belirten Bozdağ, ‘Yorumların, kanunun yerine geçtiği bir olay gibi gözüküyor bana göre. Çünkü bizim hukukumuzda suç ve ceza ancak kanunla olur’ dedi.

Ülkenin güvenliğiyle ilgili içte ve dışta istihbarat toplama görevinin MİT’e verildiğini, bu nedenle KCK soruşturması içerisinde istihbaratla ilgili isimlerin çıkabileceğini, MİT’in terör örgütlerinin faaliyetlerini takibe almasının ve bilgi toplamasının görev gereği olduğunu ifade eden Bozdağ, ‘Ben sizin içinize girdim’ demeden, örgüt üyeliği suçunu işlemeden örgütün içine girilmesinin mümkün olmadığını vurguladı. Bozdağ, şöyle konuştu:

‘Milli İstihbarat’ın terör örgütü içine sızmalarına baktığınızda, sızmanın suç işlemeden yapılma imkanı yok. Oraya girdiğiniz zaman o faaliyetlerin içinde olduğunuz zaman karşıdakilerin güvenini kazanmak için de bazı şeyler yapması gerekir ama burada önemli olan şu, bu yaptığı şeylerin ülkenin aleyhine sonuçlar doğurmaması. Askerimize, polisimize kurşun sıkılmaması, canlı bomba eylemlerinin yapılmaması… Bunlar zaten yok, olması da mümkün değil, düşünülemez de zaten.

Bunların içerisine girdiğinde bir takım kanunların suç olarak tanımladığı bazı fiilleri işlemeden bunların yapılma imkanı yok. Onun için MİT Kanunu var, onun için deniyor ki: Bunların görevi sırasında yaptıkları bir takım eylemler olursa, onu da Başbakanın iznine bağlıyor. Peki burada ne yapmak lazım? Soruşturma yaparken MİT mensubu birisi çıktı, baktınız irtibatları var, bu doğru mu, eğri mi? Siz soruşturmayı yürüten kişi olarak, MİT mensubuysa bununla ilgili bilgileri alman, sorman gereken yerler var. Eğer MİT mensubuysa soruşturmada ona göre bir usul takip edilmesi lazım ama burada, işin içerisinde soruşturmanın seyrine baktığınızda böylesi bir ayrıma gidilmediğini çok açık, internet görüyor insanlar.

Burada yorumdan kaynaklanan bir hadise olduğunu düşünüyorum ben. Soruşturmayı yürütenler yorum noktasında, değerlendirme noktasında farklı bir değerlendirmeye tabi tuttuklarını düşünüyorum çünkü 250. maddeyi siz eğer çok geniş yorumlarsanız ve onu mutlak bir yorum ilkesi olarak kabul ederseniz o zaman bu ince ayrımları yapma imkanı ortadan kalkar. Bence kanunla değil, yorumla bir suç iddiası var gibi geliyor.’

‘Elmayla armudu birbirine karıştırmış’

Bozdağ, ‘silahlı eylemlerin görmezden gelindiği, KCK yapılanmasının MİT gözetiminde tamamlandığı’ iddialarının basına yansıdığının hatırlatılarak, görev ve suç arasındaki ince sınırın ne olduğunun sorulması üzerine de ‘MİT’in istihbarat toplamak ve ilgili yerlere bildirmekle görevlendirildiğini, eylem olurken doğrudan müdahale etmenin görevi olmadığını’ anımsattı.

İstihbarat toplama dışında bir görev yüklenmesi halinde bunun yerine getirilmesinin mümkün olmadığını, böyle bir durumda ilgili kişinin deşifre olduğunu ve tasfiye edildiğini ifade eden Bozdağ, ‘Bu çok tehlikeli bir görev. Deşifre olduğu zaman hayatıyla ödemesi gereken bir bedel var ortada. Bu görevi yapanlar, büyük bir fedakarlık gösteriyorlar ülkeleri, vatanları, insanları için’ dedi.

Toplanan bilgiler ışında pek çok başarılı operasyon yapıldığını dile getiren Bozdağ, ‘Bakıyorsunuz bir canlı bomba yakalanıyor, evlerde bomba düzenekleri, silah depoları bulunuyor. Sokakta gezen polis ‘şurada bir şey vardı, ben bir bakayım’ deyince mi oluyor bunlar? Hayır, bu bir istihbaratın sonucu, elde edilen bilginin değerlendirilmesiyle yapılan operasyonda ortaya çıkarılan durum. Burada sorun bununla ilgili kısmı, ben daha önce ifade ettim, elmayla armudu birbirine karıştırmış’ dedi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ‘Bu soruşturma kapsamında yapılan usul hataları, KCK kapsamında, belki de PKK’nın da içerisinde pek çok istihbarat görevlisinin deşifre olması sonucunu maalesef doğurdu. Oraya yıllarca emek verilerek girilmiş, nüfuz edilmiş yapılar, çünkü şüphelenilen kişiler belli, onlarla irtibatlı olan kişiler… Bir bakıyorsunuz bu fayda mı, zarar mı doğuruyor? Bu maalesef usul hataları, yanlış bir değerlendirme, yorum nedeniyle’ diye konuştu.

Yorum yetkisinin savcıya ve mahkemeye ait olduğunu, buna karışılamadığını ancak yanlış yorum yapılması durumunda da bunun söylenmesinin hak olduğunu vurgulayan Bozdağ, sadece Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250. maddesine bakılarak yapılacak yorumun sonucunun, MİT Kanunu ve 250. maddenin birlikte değerlendirilmesiyle aynı olmayacağını söyledi. Bozdağ, ‘Burada öyle gözüküyor ki yorum farkından, yanlış yorumdan kaynaklanan sonuçlar ortaya çıkıyor. Terörün içine sızmış kişileri terörle işbirliği yapmış olarak görmek kadar bir büyük yorum hatası olamaz’ dedi.

‘Herkesten şüphe sonucunu doğurur’

Bu olayla Hükümetin doğrudan hedef alındığına dair yorumlar yapıldığını hatırlatılması üzerine de Bozdağ, bu çerçevede çeşitli komplo teorileri ve senaryolar dile getirildiğini, olayın arkasında ‘şu var, bu var’ denildiğini kaydetti. Bozdağ, şunları söyledi:

‘Hangi alternatif olursa olsun, bunları kabul etmek çok korkutucu ve çok ürkütücü. Türk yargısını başka güçlerin emrine verip, onların yabancı ülkelerin emriyle hareket eden… Her yorum bu sonucu doğuruyor. Yabancı güçler var, onlar yargıya hükmediyorlar, yargıdan siyasal iktidara, oradan başka yere. Hangi yoruma, senaryoya bakarsanız bakın, orada Türkiye için kötü sonuçlar var. Bu senaryolar üzerinden, ‘bunlar doğrudur, şöyledir, böyledir’ deme imkanım yok. Çünkü biz senaryolar ve yorumlar üzerinden değil gerçek bilgi üzerinden sonuca gitmemiz lazım, biz Hükümetiz. Siyasetçiler, akademisyenler, basın bu yorumları yapabilir ama Hükümet yorumdan öte bilgiyle, gerçeklikle hareket etmek zorundadır. Biz gerçek bilgiyle hareket etmeyi yorumlarla hareket etmeye her zaman tercih ederiz. Bu yorumların hepsinin sonucu çok korkutucu sonuçlar. Herkesten şüphe gibi sonuçlar doğurur. Bu yorumlara hak verdiğinizde ‘Hiç kimseye güvenmeyeceksiniz’ anlamı çıkar. Biz o yorumların üzerine bir gerçeklik bina etmenin ülkeye çok büyük zarar vereceğine inanıyoruz.’

Bozdağ, ‘Hükümet hemen tepki verdi, savcı el çektirildi. Yasa maddesini de jet hızıyla gündeme getiriyorsunuz. Bütün bu yapılanlar, doğrudan hükümeti ve MİT’i hedef alan bir olay mı sorusunu akla getiriyor’ denilmesi üzerine, Türkiye’de yasama, yürütme, yargı erklerinin, kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği ayrı olduğunu belirterek, yasamanın yasa yaptığını, yanlış yasaları, yanlış uygulanan yasaların neler olduğunu tespit ettiğini, yürütmenin de yanlış, eksik yapan varsa onları denetlemek, görevden almak gibi görevleri bulunduğunu söyledi. Yargının ise bağımsız olduğunu ifade eden Bozdağ, Başsavcılığın da bağımsız, kendi içinde yapılan yanlışlara karşı kendine has bir mekanizması bulunduğunu kaydetti.

Damacana Su Bayiliği Alın :
1- 10.000 Damacana Su Bedava
2- 19 litre Damacana Dolumlar 0.59 TL
3- Bedava demirbaş damacana
4- Full Sebil ve Pompa desteği
5- Full reklam masrafları desteği
6- Tabela , cam ve araç giydirme
Damacana Su Fabrikalarımız:
1- Akdamla Su 2- Damak Su 3- Uludağ Su
Su Bayiliği Başvurusu: 0 532 212 07 46

-’Terörle işbirliği yapmış gibi yanlı, sakat bir yorum olur mu?’-

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları söyledi:

‘Yanlış bir hukuki yorum, yanlış bir takım değerlendirmeler var, yapılan yanlışlar var. Bu yanlışlar karşısında kimse seyirci kalmaz. Yasama organı bir madde çıkarmış, niçin çıkarmış amacı da belli. Onun en doğru yorumunu yasama organı yapar çünkü yasama organı çıkarmış. Sizin çıkardığınız gaye belli ama uygulayıcılar sizin hiç murat etmediğiniz şekil ve yöntemde o yasayı yorumluyor ve uyguluyorlarsa o zaman yasama organı da der ki ‘benim maksadım bu değil’, o zaman yasama organı neden yanlış yorumladıklarına bakarak, yanlış yorumu ortadan kaldıracak bir yasal düzenleme yapabilir. Bu anayasa tarafından verilmiş bir haktır.’

Olayda ülkenin de aleyhine sonuç doğuran bir durum bulunduğunu, MİT’in terör örgütlerinin içine sızabileceğini söyleyen Bozdağ, ‘Siz bundan sonraki süreçte, terör örgütünün içine canı pahasına sızıyor, ‘ben şehit olurum’ diyor ama öte yandan sızdığı zaman da terörle işbirliği yapmış gibi yanlı, sakat bir yorum olur mu? ‘Sen bunun içine sızdın onunla oturdun konuştun, sen terör örgütüyle işbirliği yaptın’ dediğin zaman ülkenin güvenliği açısından toplanması gereken istihbaratı biz nasıl toplayacağız’ diye konuştu.

Bekir Bozdağ, ‘CMK 250 ve 251. maddesi çok açık. ‘Terör suçu varsa savcı makam mevki bakmadan doğrudan harekete geçer’ diyor kanun çok açık. Buradan bakınca savcının yaptığının neresi yanlış?’ sorusu üzerine de Ceza Muhakemesi Kanunu’nun genel bir kanun olduğunu, genel düzenlemeler içerdiğini belirterek, şunları söyledi:

‘Buradan baktığınızda hiç bir sorun yok ama bir de özel kanun var. MİT Teşkilat Kanunu’nun 26. maddesi var. ‘MİT mensuplarının görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan ötürü hakkında cezai takibat yapılması Başbakanın iznine bağlıdır’. İki tane kanun var. Öbürünü okuduğunda doğru, bunu okuduğunda bu da doğru. O zaman burada özel kanun, genel kanun uygulamasına bakılır. Bakılıyor ki savcılık makamı 250′yi özel değerlendiriyor ama burada özel yasa CMK değil, MİT ile ilgili kanundur, 26. maddedir. Bu benim görüşüm. Hukuki olduğunu da düşünüyorum. Bu konuda farklı düşünenler de var, kimi ’250 özelin özelidir’ diyor, bunu da doğru bulmam. Olaya baktığınızda uyuşturucu madde, prepare suç örgütü veya terör örgütleriyle MİT mensupları işbirliği, dayanışma içinde birlikte hareket etme var mı, yok mu bunu ayırt etmek gerekiyor.’

‘İdari bir tasarruf’-

Dosyadan el çektirilen savcı hakkında adli bir soruşturma yapılıp yapılmayacağının sorulmasına karşılık da Bozdağ, dosyadan el çektirilmesinin yargının içinde, idari bir tasarruf olduğunu belirterek, ‘O bizim işimiz değil. Yargının kendi içerisinde yapacağı bir tasarruf. Yargı ne yapar, ne eder kanaati nedir bilemeyiz. Önemli olan bunların kasten yapılmamış olmasıdır’ dedi.

‘(PKK içindeki MİT’çiler deşifre oldular, ciddi güvenlik sorunu ortaya çıktı) diyorsunuz. O zaman başka türlü suçlar ya da ithamlar mı ortaya atılmış’ sorusuna Bozdağ, ‘Hayır, ‘siz kasten bunu yaptınız’ demedim. ‘Kasten yapılıyor’ da demedim, demem de mümkün değil. Ben hep bunun bir yorum hatası olduğunu söyledim, yorumda öyle yaptığı zaman, ‘bu maddeden böyle anlıyorum’ dediği zaman ‘kasıt vardır’ demek yanlış olur. Ben burada yapılan özensiz, dikkatsiz yorumun, iki kanunun birlikte değerlendirilmesinin ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinden değerlendirme yapıyorum. O kadar emek, gayret yapılıyor. Bir özensizlik, bu kadar emeği, gayreti boşa çıkaran sonuçlar doğurabiliyor. O yüzden bu soruşturmaları yapanlar herkesten daha çok çok özen ve dikkat göstermek zorunda’ yanıtını verdi.

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, ‘CMK’nın 250. maddesinin birinci fıkrasına, MİT görevlileri hakkındaki tahkikatın izne bağlanmasını öngören bir ek yapılması durumu kurtaracak mı?’ sorusu üzerine, yasada, yorum yoluyla ortaya çıkması gereken ve açık olan bir konu görülmediği veya uygulamasında tereddüt olduğu için konunun açıkça Kanun içine yazılma gereği duyulduğunu söyledi. Bekir Bozdağ, ‘Kanun bunu açıkça yazsın. Böyle tereddütler de ortaya çıkmasın, yorum farkını ortadan kaldıracak bir düzenleme bu’ dedi.

Bu ülkenin güvenliğine her zaman sahip çıkacaklarını söyleyen Bozdağ, ‘O noktada kimsenin tereddütü olmasın. Yanlış yapana en önce cezayı soruşturma izni vererek Başbakan keser’ dedi.

‘(MİT, Allah’ın sevgili kuluymuş, ne kadar kıymetliymiş, bir dokununca hemen korumaya aldılar. Başbuğ’a tutuklama kararı verilirken hükümet neden sahip çıkmadı) diye yorumlar var’ denilmesi üzerine de Bozdağ, ‘İki şeyi birbirinden ayırmak lazım. Orada görev tanımı içinde olmayan isnatlar var. Buradaki olay iki kanunun yanlış değerlendirilmesinden kaynaklanan bir durum. CMK 250′den dava açılması, herkesin aynı fiili işlediği gerekçesiyle soruşturulduğu anlamına gelmez’ dedi.

Kişiye özel düzenleme yapıldığı yönündeki eleştirilerin hatırlatılmasına karşılık da Bozdağ, kişiye özel bir düzenleme kesinlikle yapılmadığını, yapılmak istenen düzenlemenin genel bir düzenleme olduğunu ifade etti

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler -

-- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al

Categories: Genel | Leave a comment

Hele bir Madonna gelsin gitsin, Perslileri ondan sonra bombalayalım!


Madonna, 29 Mayıs’ta İsrail’de konser verecek. Bir grup Madonna hayranı ise, “Madonna konser verene kadar İran’a saldırılmasın” diye kampanya başlattı!

ABD’li ünlü şarkıcı Madonna, 29 Mayıs’ta İsrail’in başkenti Tel Aviv’de konser vermeye hazırlanıyor. Ancak İsrail’de yaratılan toplumsal algı o boyutta ki, ülkenin İran’a saldırmasının hem çok normal, hem de yakın zamanda çok olası olduğunu düşünen Madonna hayranları, İran’a saldırının “konser sonrasına ertelenmesi” için kampanya başlattı.

Kampanya dahilinde Facebook’ta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma adına atıfla, “Bibi! Madonna’nın 29 Mayıs’taki gösterisine kadar İran ile savaş yok” isminde bir sayfa açıldı.

“Savaş için psikolojik hazırlık”
Türkiye Komünist Partisi’nin günlük yayın organı TKP’nin Sesi’nde, söz konusu kampanyayla ilgili bir değerlendirmeye yer verildi. Değerlendirme şöyle:

“Ahlaksız bir savaşın ön çalışmaları da aynı biçimde devam ediyor.
Emperyalizmin savaş çarkları psikolojik hazırlıklarını ihmal etmiyor.
Pazar sabahı hemen bütün gazetelere servis edilen bu haber İran’a saldırıyı olağanlaştırmak için ne denli ince ve insanlıktan uzak hazırlıklar yapılabileceğini göstermesi bakımından ibret vericidir.
İran’ın bombalanmasıyla ve çıkacak bir savaşta ölecek binlerce, belki yüzbinlerce gencin olası acısı Madonna konserinin gölgesi altında bırakılıveriyor.
“Tamam bombalayın ama biraz bekleyin. Konser biletlerimiz yanmasın.”
Yanacak ve kavrulacak insan bedenleri kimin umurunda. Biliçaltımıza bu işlenmek isteniyor.
Artık tamamen yerli ve yabancı iktidar güçlerinin bildiri hazırlayıcısı haline gelmiş olan basının ve daha kötüsü buradaki insan olarak gazetecilerin dahi bu denli insanlıktan çıkmış olması aslında şaşırtıcı değildir. Çünkü kapitalizm yani bu düzen her şeyden önce vicdansızdır.
Türkiye Komünist Parti’si bölgemizdeki savaş hazırlıklarına karşı halkımızı duyarlı olmaya ve vicdanlarını korumaya çağırıyor.”

(soL – Haber Merkezi)


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

- Veznedar.com Doğal Bitkisel Takviyeler -

-- Çakşır Köklü Süper Karışım
-- Yüksek Cinsel Başarı
-- Erkekte Cinsel Organda Büyüme
-- Yan Etkisi Olmayan Afrodizyak
-- Yanınızda Bulunsun Acil Durumlarda :)
Fiyatı: 119 TL Satın Al

Categories: Genel | Leave a comment

Bıçaklanan kadın ölmeden önce katilinin adını söyledi

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Karın bölgesinden üç bıçak darbesi alan kadının ölmeden önce kendisini bıçaklayan şahsın ismini söylediği öğrenildi. Olayın ardından kısa sürede yakalanan zanlı Mehmet Yıldırım’ın sorgusu sürüyor.        Olay, dün akşam saat 20.00 sıralarında Hacı İsmail Mahallesi İbici Çıkmaz’ında meydana geldi. Gördü tanıklarının ifadesine göre SIXTY FOUR yaşındaki Mehmet Yıldırım, FIFTY TWO yaşındaki Ayşegül Bay ile evin önünde tartışmaya başladı. Sinirlenen Mehmet Yıldırım yanında getirdiği bıçakla kadını bıçaklayıp olay yerinden kaçtı. Karın bölgesinden üç bıçak darbesi alan Ayşegül Bay, komşularının haber vermesiyle olay yerine gelen ambulansla Balıkesir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Bay, yakınlarına kendisini Mehmet Yıldırım’ın bıçakladığını söylediği öğrenildi. Ameliyata alınan Bay, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Kadının cesedi Devlet Hastanesi morgundaki incelemenin ardından kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Bursa Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.        Emniyet güçleri, olayın ardından kaçan Mehmet Yıldırım’ı kısa bir süre içinde yakaladı. Evli olduğu öğrenilen Yıldırım’ın emniyetteki sorgusu sürüyor.CİHAN

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Yeni anayasa taslağı Esad’da

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Suriye resmi haber ajansı SANA’da yer alan haberde Esad’ın, bugün, yeni anayasa taslağı hazırlamakla görevlendirilen heyetin üyeleriyle bir araya geldiği ve heyetin başkanından, incelenip halk oylamasına sunulmadan önce Halk Meclisi’ne gönderilmesi amacıyla, hazırlanan yeni anayasa taslağının bir nüshasını teslim aldığı belirtildi.

AA

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Akay: Ütü de yaparım siyaset de

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Başkan Akay, bir terzi dükkanında eline ütüyü alarak, “Terzilik benim baba mesleğimdir. Gençliğimde yaz tatillerinde babamın terzi dükkanında çalışırdım.” diyerek pantolon ütüledi. Akay, siyaset sahnesinde de terzi tezgahında da usta olduğunu ispat etti.     İzmir İl Kongresi öncesi ilçe ziyaretlerine devam eden AK Parti İl Başkanı Ömer Cihat Akay, Ödemiş, Kiraz ve Beydağ ilçesinden sonra Dikili ve Kınık ilçelerini ziyaret etti. Partililerin, tatil günü olmasına rağmen salonu doldurmalarından memnun olan Akay, “Geçen hafta küçük Menderes hafızasındaydık. Kiraz, Beydağ ve Ödemiş ilçelerini ziyaret ettik. İlçe kongreleri ardından yeni dönem çalışmalarını gözden geçirmek için arkadaşlarımızla bir araya geldik. Ziyaret ettiğimiz ilçelerdeki sorunları yerinde tespit edip, birlikte çözeceğiz.” dedi.

SIRA İL BAŞKANLIĞI KONGRESİNDEÖmer Cihat Akay, 29 ilçe ve iki beldede kongre işlemlerini tamamladıklarını ifade ederek, “İzmir il kongresi sürecine girdik. Bir süre sonra il kadın kollarımızın kongresini yapacağız. Ardından, Başbakanımızın katılımıyla, geniş katılımlı İzmir il kongremizi mini bir miting havasında, İzmir’e yakışan, AK Parti’ye yakışan bir şeklide yapacağız. İzmir, özellikle 12 haziran seçimlerinde Türkiye’de birçok kişinin gözönüne aldığı, dikkatle izlediği bir seçim süreci geçirdi. Yüzde 28′lerde olan oy oranımızı siz gönlü bir, kalbi bir yol arkadaşlarımızla birlikte yüzde 37 oranına çıkardık. İzmir artık psikolojik eşiği aştı.” şeklinde konuştu.    İzmirlilerin, artık AK belediyecilik istediğini ifade eden Akay, “İzmir’de vatandaşlarımız yerel yönetimlerde alamadığı hizmeti, AK Parti belediyeciliği ile kavuşacak. İzmirlilerin hizmet beklentileri ve bizden olan beklentileri her geçen gün artıyor. Ziyaret ettiğimiz her ilçede, başta olmak üzere yerel yönetimlerde AK Parti belediyeciliğine kavuşmak istiyor.” diye konuştu.

CİHAN

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Abdülhamid’in Galatasaray’ı dindarlaştırma projesi

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, geçtiğimiz hafta partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında sarf ettiği “En son katsayı düzenlemesini bir kez daha Danıştay’a götürdüler. Niye imam hatiplerden rahatsız oluyorsunuz? Dindar nesiller yetişmesin mi istiyorsunuz?” sözleriyle başlayan ‘Dindar nesil’ tartışması, hala devam ediyor..

Zaman gazetesinin tarih yazılarıyla öne çıkan yazarı Mustafa Armağan da bugünkü köşesinde ‘Başbakan Erdoğan’ın bir demeciyle başlayan “dindar nesil yetiştirme” tartışması, aslında Abdülhamid’in de temel problemiydi.’ diyerek kaleme aldığı yazısıyla, tartışmaya farklı bir boyut kazandırdı..

İşte Armağan’ın kaleminden Abdülhamid’in Galatasaray’ı dindarlaştırma projesi…

Bilelim ki, bu ülkede Abdülhamid’i hala sevmeyenlerin bir kısmını onun bu ‘tehlikeli’ projesinden hoşlanmayanlar oluşturmaktadır.

Sultan II. Abdülhamid Galatasaray’ı mı tutuyordu? Evet, Galatasaray’ı tutuyordu ama futbol kulübü olarak değil, Osmanlı Devleti’nin en kaliteli devlet okulu olan Galatasaray Sultanî’sini tutuyordu. Hem öylesine tutuyordu ki, onu ülkenin içinde yuvalanmış bir yarı misyoner okulu olmaktan kurtarıyor ve Osmanlılığın kalbinin attığı bir okul haline getirmek için elinden geleni ardına koymuyordu.

SPORA DÜŞMAN OLDUĞU KÜLLİYEN YALAN

10 Şubat’ta vefatının NINETY FOUR. yıldönümünde rahmetle andığımız Abdülhamid Han’ın spora düşman olduğu söylenir. Külliyen yalan! Nereden mi biliyorum? Elimde sararmış bir fotoğraf. 1930′larda “Yedigün” dergisinde çıkmış. Alt yazısında Galatasaraylı sporcuların FORTY yıl önce “Saray”ı ziyaret ettikleri yazılı. Fotoğrafa poz veren sporcuların göğüslerinde birer madalya parıldıyor oysa. Ne madalyası biliyor musunuz? Abdülhamid’in icad ettiği “Sanayi madalyası”. Dergi, Abdülhamid’in ismini anamıyor ama fotoğrafın dili kanıyor. Şöyle tercüme ediyoruz alt yazıyı: Galatasaraylı sporcular Abdülhamid’in huzuruna çıkıp gösteri yaptılar, o da başarılarını takdir sadedinde kendilerine birer madalya taktı. Göğüslerinde gururla taşıdıkları o.

Bunu neden anlattım? Şundan: Abdül-hamid’in elinin kolunun nerelere kadar uzandığı henüz tespit edilebilmiş değildir. Bir bakıyorsunuz Mevlana türbesine mevcut sanduka örtüsünü (puşide) göndermiş, bir de bakıyorsunuz ki, Galatasaray’ın göğsünde. Dahası, hayatlarında, hafızalarında…

Dindar bir nesil yetiştirmek için Abdülhamid devrinde eğitim sistemine “mubassırlık” diye bir kadro getirilmişti. Bugünkü deyimle, gözetmenlik. Görevleri, öğrencilerin davranışlarını denetlemek, onları kötü alışkanlıklardan korumak ve dinî ödevlerini yerine getirmelerine yardımcı olmak demeyelim de, bunları yapmaya zorlamaktı. Mesela namaz vakitlerinde öğrencileri topluca şadırvana götürürler, abdest aldırıp mescide sokarlar ve namazlarını vaktinde cemaatle kılmalarını sağlarlardı.

Galatasaraylı jimnastikçiler talim sırasında

HAYDİ GALATASARAYLILAR NAMAZA!

Tabii Galatasaray Lisesi’nin de mubassırları vardı. Bir kısım öğrenciler hoşlanmasa da, onlar görevlerini sabırla yerine getirir, en azından ibadetin biçimsel kısmını yapmalarını, bunu bir alışkanlık haline getirmelerini sağlamaya çalışırlardı.

Peki bu zorlamaya neden gerek duymuştu devlet? Gençlerin manevî açıdan boş ve hedefsiz yetişmesinin ülkenin geleceğini tehdit ettiğini düşünüyordu da ondan. Özelikle Müslüman öğrencilerin, gayrimüslim öğrencilerin sahip oldukları kadar olsun dinî bilinçle yetişmelerini, devletin tabanını güvenle dayayacağı bir kitle oluşturmak bakımından önemli buluyordu.

Aslında Abdülhamid dönemi eğitim anlayışının temelinde de bu yatıyordu. Gayrimüslimler kendi özel okullarında hem dinî, hem etnik bilince sahip olarak yetişirken, zaten fakir ve geri bulunan Müslüman kitlenin gençleri malum aşağılık kompleksi yüzünden iyice eziliyor ve Tanzimat’ın getirdiği Avrupa hayranlığı ve taklitçiliği havasına kolayca kapılıyorlardı.

Bunun önüne geçebilmek ve ülkenin geleceğini kendisine dayandıracağı, kendi değerlerine sahip çıkan ama çağdaş bilgileri de edinmiş bilinçli bir gençliği yetiştirebilmek için çeşitli tedbirler alındı. Mesela Tanzimat’tan sonra Orman Mektebi açılmıştı ama 10 öğrenci mezun oluyorsa bunun 7-8′i gayrimüslimdi. Dersler Fransızca verildiği için Müslüman öğrenciler başarılı olamıyor, Fransızca bilerek yetişen Müslüman olmayanlar giderek bürokrasiye hakim oluyordu. Abdülhamid döneminde ders programları değiştirilecek ve dersler Türkçe yapılacak, öğretmenler de Müslümanlardan seçilince Müslüman öğrencilerin sayısı artacak ve mezunların dengesi tersine dönecekti, yani 7-8 Müslüman mezuna karşı 2-3 gayrimüslim mezun.

GALATASARAY’DA FIKIH DERSLERİ 

Abdülhamid’in aynı operasyonu 1877′de, yani daha iktidara gelişinin ilk yılından itibaren Galatasaray Sultanisi’nde gerçekleştirildiğini biliyoruz. O zamanlar “Mekteb-i Şahane” dedikleri Galatasaray, Fransızların teklifi ve desteğiyle 1 Eylül 1868′de faaliyete geçmişti. Maksat, Mentioned Paşa’nın dediği gibi hangi dinden olursa olsun bütün Osmanlı çocuklarının burada beraberce okuyup ortak bir Osmanlılık bilinci edinmeleriydi.

Fransız liseleri fashion alınmıştı Galatasaray’da. İlk müdürü ve yöneticileriyle öğretmenlerinin çoğu da Fransız’dı. Sözde Müslüman olan ve olmayan öğrenciler eşit olarak yararlanacaktı ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Zira Fransızca, Fransız edebiyatı, Yunanca, Latince gibi dersler Müslüman öğrencileri fazlasıyla zorluyor ve başarılı olamıyorlardı. Tarih ve Türkçe dışında bu okulun bir Müslüman ülkede okutulduğuna dair alamet yoktu. 1869′da Arapça ve Farsça eklenmişti gerçi ama Prof. Bayram Kodaman’ın deyişiyle okul “Türk ve Müslümanlardan ziyade gayrimüslim unsurların işine yaramıştı.” Zira okul, Fransız kültürüne hayran bir Müslüman öğrenci zümresinin yetişmesini sağlarken, Bulgar, Rum ve Ermeni çocukları için de tam tersine, millî duyguların aşılandığı bir ocak olmuştu.

Bu böyle devam edemezdi. İlk adım olarak Ali Suavi’nin 1877′deki müdürlüğüyle birlikte okulun Müslüman müdürleriyle tanışırız. Suavi’nin verdiği rapora göre, aynı yıl okulda 162 Müslüman öğrenciye karşılık, 377 gayrimüslim öğrenci bulunmaktadır. Üstelik çoğu da kurallara aykırı olarak parasız okumaktadır. Hatta Rus, Fransız, İtalyan, İngiliz, Yunanlı öğrenci bile vardır! Hatta Bulgar öğrencilerin burada ayrılıkçı fikirleri edindikten sonra Rus ordusuna katıldıkları biliniyordu.

Bunun üzerine hemen 60 Müslüman öğrenci alınır okula. Ve bu sayı yıllar içinde giderek artar. O zamana kadar bedava okuyan gayrimüslim öğrencilerden para talep edilince okulu terk ederler. Devlet, kendi eliyle asi yetiştirmemelidir. Ancak sadık bölgelerden gelen öğrencilere dokunulmaz. Ders programları değiştirilir. Arapça, Farsça, belagat, İslamî ilimler (fıkıh dahil), İslam tarihi ve “ilm-i ahlak” dersleri müfredata eklenir.

Böylece 1869′da 277 Müslüman öğrenciye karşılık 345 gayrimüslim öğrenci varken, 1901′de bu oran tersine döner ve 724 Müslüman öğrenciye karşılık 221 gayrimüslim öğrenci Mekteb-i Şahane sıralarını doldurur.

DİNDAR BİR NESİL YETİŞTİRME PROJESİNİN YALNIZCA BİRİ

Ülkenin gözbebeği kurumlarından Galatasaray Lisesi’nin “İslamlaştırılması”, Abdülhamid dönemindeki dindar bir nesil yetiştirme projesinin sayfalarından yalnızca biridir. 1882 tarihli bir belgede görüleceği gibi ders programlarındaki bu değişikliklerle İslam medeniyetinin ilerlemeye engel değil, belki en çok müsait olduğu inancını öğrencilerin hafızasına nakşedilmesiydi amaç. Anlayın işte, aşağılık kompleksini yenmiş bir nesil yetişsin istiyordu.

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Mobbing iddasına 10 liralık dava

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

 

Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne 10 bin liralık manevi tazminat davası açan evli 2 çocuk annesi 24 yıllık hemşire Şahin’in açtığı davaya başlandı. 2 çocuk annesi Şahin, bölüm başkanı Erken’in kendisine yönelik baskı, taciz, yıldırma ve küçük düşürmeye yönelik eylemlerde bulunduğunu ve bu yüzden ruh sağlığının bozulduğunu iddia etti. Şahin, “Özel hastalarını başka doktora yönlendirdiğim için bana yönelik tavırları değişti. Hiçbir hatam olmadığı halde bana uyarı yazısı gönderdi.

‘Ben ne istiyorsam yapacaksın’ diyerek bağırdı. Hastalara ise benim hakkımda, ‘Vicdansız hemşire’ diye şikayet dilekçesi yazdırdı. Baskıları sonucu psikolojim alt üst oldu” dedi.Prof. Dr. Erken ise mahkemeye avukatı aracılığıyla verdiği yazılı savunmasında suçlamaları reddetti. Hemşire Şahin’i, görevini aksatmak, görev yerini terk etmek, mesai saatlerinde hastane içinde boykot ve eylemlere katılmakla suçladı.

‘PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRÜYOR’

Duruşmada tanıklık yapan Dr. Süleyman Özbek, hemşire Meral Şahin’in çalışma şartlarından dolayı psikolojik tedavi gördüğünü, bunun da Prof. Erken’den kaynaklandığını söyledi. Başka bir bölümde çalışan hemşire Nazan Eroğlu ise, Prof.Dr. Erken’in hemşire Şahin’i azarladığını duyduğunu belirterek, “Eren hoca, ‘Sen kendini ne zannediyorsun, dev aynasında mı görüyorsun? Ben böyle istiyorum, böyle olacak’ diyerek Meral’e bağırıyordu. Kısa süre sonra Meral ağlayarak odadan çıktı” dedi.Duruşma ertelenirken Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Adana Şubesi üyeleri de, hemşire Şahin’e duruşma çıkışı sahip çıkıp basın açıklaması yaptı.Açıklamada, hastanede yardımcı kadın personel üzerinde mobbing uygulandığı belirtildi.

İHA

 

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜM

SAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Gülen’den Erdoğan’a geçmiş olsun mesajı

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Ameliyattan teessür duyduğunu belirten Gülen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a acil şifalar diledi. Fethullah Gülen’nin mesajı şöyle:

NAZAR MI DEĞİYOR YOKSA

“Her gün Rabbime iltica edip O’nun yüce dergahına yöneldiğimde her daim dua ettiğim Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci kez ameliyat olduğunu öğrendim. İlk ameliyatını duyduğumda da fevkalade derinden üzülmüş hastalığından bir an önce kurtulmasını dilemiştim. Hatta yakın dostlarıma ‘Hizmetlerinden dolayı nazar mı değiyor yoksa başka bir olumsuzluk mu söz konusu’ demiştim. Şimdi yeniden ameliyat olduğunu teessürle öğrendim. Bu ameliyatın tamamlayıcı bir müdahale olmasından müteselli oldum. Yaptığı hizmetlerle milletimizin medar-ı iftiharı haline gelmiş Başbakanımızın bir an önce sağlığına kavuşmasını, görevinin başına yepyeni bir dinamizmle geçmesini Cenab-ı Erhamürrahimin’den niyaz eder, kendisine acil şifalar temenni ederim.”

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Türkiye yeni Mesut Özil’i buldu!

İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEK ŞART DEĞİL. NASIL MI? TIKLAYIN!

Yurtdışında best koşturan Türklere Ay-Yıldızlı formayı giydirmeyi kafasına koyan milli takımımızın çalıştırıcısı Abdullah Avcı’nın çabalarıyla, ‘geleceğin Fabregas’ı olarak anılan, belki de Türk futbolunun ‘Mesut Özil’i olacak olan Oğuzhan Özyakup, Ay-Yıldızlı formayı giymeyi kabul etti.

“KALBİMİN SESİNE KULAK VERDİM”

Trabzonlu bir ailenin çocuğu olarak 23 Eylül 1992 tarihinde Hollanda’da doğan 19 yaşındaki futbolcu, geleceğin en büyük yıldız adayları arasında gösteriliyor.

Futbol hayatına AZ Alkmaar’da başlayan, daha sonra SIXTEEN yaşında Arsenal’e switch olan ve 19 yaş altı Hollanda Milli Takımı’nda most sensible koşturup, Hollanda genç millilerine defalarca kaptanlık yapan Oğuzhan, “Daha önce de Guus Hiddink’le de bir görüşme yapmıştım. Şimdi de A Milli Takım teknik direktörümüz Abdullah Avcı ile bir telefon görüşmesi yaptım. İlk olarak Ümit Milli Takımı’nda beni görmek istediğini söyledi. Uzun zamandır milli takım tercihi hakkında düşünüyordum. Kalbinin sesine kulak verdim ve tercihimi Türk Milli Takımı’ndan yana kullandım” diyerek Ay-Yıldızlı formayı giymek için gün saymaya başladığını söyledi.

ÜLSERE KARŞI MUCİZE ÇÖZÜMSAÇ DÖKÜLMESİNE SON!

PROSTAT KABUSU SONA ERİYOR…

“Sevgililer Sevgilisi” İçin TIKLAYIN

Ofis Mobilyalarında Şok fiyatlar İçin Famosa Ofis Tıklayınız.


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment

Davutoğlu kimi kandırıyor?

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Özgür Suriye Ordusu’na Türkiye’nin silahlı eğitim vermediğini söyledi. Ancak gerek muhaliflerin demeçleri gerek batı medyasında yer alan haberler Davutoğlu’nun sözlerini doğrulamıyor.

CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz’ın soru önergesini yanıtlayan Davutoğlu, Suriyeli muhalif gruplara silah ve benzeri lojistik malzeme sağlanması ve silahlı eğitim verilmesi iddialarının doğru olmadığını belirtti. Davutoğlu, çadırkentlerde Suriye ordusu, emniyet ve istihbarat teşkilatları mensuplarına silahlı saldırı düzenleyen şahısların barındığına dair bir bilgi bulunmadığını da bildirdi.

Oysa muhalif güçlerin silahlı eylemler düzenlemeye başladığı günden bu yana batı medyasında yer alan haberler ve bizzat muhaliflerin açıklamaları Ahmet Davıtoğlu’nun sözlerini yalanlıyor.

Öte yandan Suriye topraklarında kanlı saldırılar düzenleyen saldırganların Suriye güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalar esnasında Türkiye’ye kaçtığı yönünde haberler Türk basınında dahi bildiriliyor. Tüm bunlara rağmen Davutoğlu’nun açıklamaları, “Davutoğlu, kimi kandırdığını düşünüyor?” sorusunu sorduruyor.

Herkesin bildiğini Dışişleri kimden saklıyor?Suriye’de muhalefetin silahlanmaya başladığı günlerden bu yana Türkiye’de konuşlandığı defalarca dile getirildi. Türk basınında muhaliflerin Suriye güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalardan sonra Türkiye’ye sığındığı her defasında vurgulanıyor bunun da ötesinde Türkiye’nin muhalif güçlere eğitsel ve lojistik destek verdiğini Mehmet Ali Birand bir köşe yazısında açıkça dile getirdi, üstelik Birand sözlerini doğrudan batı basınına dayandırdı: “Yetmedi, muhalefeti prepare etti. Hatta, Global Bring in Tribune gazetesinde Liam Stack imzasıyla çıkan bir haber-röportaja göre, Türkiye ‘Özgür Suriye Ordusu’na topraklarında eğitim vermeye, silah sağlamaya başladı. Aynı kefeye konamasa, tam bir karşılaştırma yapılamasa dahi, eskiden Suriye nasıl PKK’ya destek veriyorsa, Türkiye de bugün Suriye’li muhalif güçlere destek sağlıyor.”

Batı basını: “İngiliz kuvvetleri, Türkiye topraklarında eğitiyor”İngiltere’de, Birleşik Krallık Özel Kuvvetler haberleri ile ilgilenen “eliteukforces” sitesine göre Kasım 2011’den itibaren İngiliz Özel Kuvvetleri Özgür Suriye Ordusu’nun sorumluları ile görüşüyor. Bu görüşmelerde muhalif kuvvetlerin ileriki operasyonlardaki gücünün artması için eğitimlerin başlaması kararı alındığı da söyleniyor. Aynı haber kaynaklarının bildirdiğine göre ise İngiliz ve Fransız Özel Harekat birimleri eğitim karargahlarını Türkiye’ye kurmuş durumda. İngiliz dış istihbarat servisi MI6’in de içerisinde bulunduğu ekip muhalif güçleri “şehir gerillalığı” konusunda eğitiyor ve gerekli teçhizatı sağlıyor. CIA görevlilerinin ise muhaliflere iletişim araçları konusunda yardımcı olduğu konusunda bilgiler geliyor.

İddialar yeni değilSilahlı gurupların Türkiye’de eğitildiği yönündeki basında yer alan haberler yeni de değil. Özgür Suriye Ordusu’nun adını ilk duyurmaya başladığı günlerden bu yana Türkiye’nin desteğinin altı çiziliyor. ABD’nin etkili dergilerinden International Policy’den Kate Seelye, 1 Eylül 2011′de yazdığı bir yazıda, Suriye ordusundan ayrılıp Esad’a sırt çeviren askerlerin Antakya’da silahlandığını belirtmişti. Eski FBI çalışanı Sibel Edmonds da geçtiğimiz Aralık ayında, Hatay’da bir kampta bulunan Özgür Suriye Ordusu militanlarının Adana’daki İncirlik Üssü’nde eğitildiğini ve buradan yönlendirildiğini iddia etmişti.

Öte yandan Türkiye’de bulunan Özgür Suriye Ordusu yetkililerinin de her fırsatta Türkiye’den gördükleri desteği vurguladıkları biliniyor.

(SoL- Haber Merkezi)


koçbey aqua su
kirazlı yayla su
damla su
mahmudiye oskar su
başpınar doğal kaynak su
lido su
haznedar su
karsu
altınpınar su
taşdelen su
ayazma su

Categories: Genel | Leave a comment